Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

5 Haziran 2012 Salı

TURUNÇ REÇELİ





Ananeme gittiğimiz günü daha önce sizinle paylaşmıştım. O gün topladığım asma yapraklarını ve siyah dutları nasıl hazırladığımı anlatmıştım. Bakmak isteyenler için:
http://pinarsedefunal.blogspot.com/2012/05/susuz-salamura-yaprak-ve-siyah-dut.html

İşte o güzel günde sevgili yengem bana özel turunç reçeli getirmiş. Canım annemde dıştan gelen her kap kacağı başına bişey gelmesin ne olur ne olmaz düşüncesiyle hemen boşaltıp yıkayıp kaldırdığı için yengemin kavanozunu da o haliyle fotoğraflayamadım.

Efendim annemin bir eşide yengemdir. Düşüncelidir kendileri.
Kendileri kavanozdan reçel akmasın diye kapağın içine streç film koyup kapağını kapamış. Kavonozu bir buzdolabı poşetine koyup kurdeleyle fiyonklamış. Sonra yine buzdolabı poşetine bağlamış. Açıkcası poşeti açınca fiyonklanması streçlenmesi inanın çok hoşuma gitti. Çünkü buradaki her aşama bana göre size yani bana verilen değerin bir göstergesidir.

Hemen tadına baktım harikaydı ve hemen sizin için fotoğraflamak istedim. Tarifi yengemden almak içinde beklemeye aldım bu harika reçeli. Dünde ananemde tekrar buluşunca tarifi sordum. "Gözkarırı Sedef." dedi. Bende kendi tarifimi sizlere yazmaya karar verdim. Çünkü bende yengemden gün gün sora sora yapmayı öğrenmiştim. Yani benim tarif eşittir yemgemin tarif.

Bu arada aramızda geçen bir konuşmayıda sizlerle paylaşmak istiyorum. Şerit pastayı (http://pinarsedefunal.blogspot.com/2012/05/serit-pasta.html) götürdüğüm evde yengelerimle bir araya gelmiştik.
O arada yengeme "Yenge sana kavonozunu getirecektim unuttum."dedim. Yengemde "Sedef kalsın. Her yer kavanoz kullan gitsin." dedi.
Benden cevap hemen hazır.
"Olmaz! Vereyim ki seneye tekrar doldurur verirsin." dedim.
Yengem güldü ve "Veririm." dedi.
Dünde ananemde kavanozu kendisine verirken "Seneye doldurur verirsin." diyerek kendisine uzattım.
"Sedef kavanozu getirmesende olurdu ben yine verirdim." dedi.
Valla ben işimi garantileyeyim dedim. Kavonozu verdim ve tekrar hatırlatmamı yaptım. Kavonozuda gördükçe unutmasın hatırlasın dedim. Ne kadar yüzsüzüm mü desem ne desem kendime bilemiyorum ama hediyelere hiçbir zaman hayır demem. Neyse önümüzdeki senenin hediyesinide şimdiden garantiledim diyebilirim. Tabiki Allahın izniyle. Nasip kısmetse.

Gelelim turuncumuza:

Antalyamızın her köşesinde yer alarak bir simge haline gelmiş olan turunç ağaçlarının meyvesi turunç aslında oldukça acımsı ağızda burukluk veren bir tada sahiptir. Aroması kabuklarında olduğu için sadece kabukları kullanılır. Yüzyıllardır evlerimizde hazırlananan bu reçel eskiden evlerimize gelen misafirlerimize ağız tatlılığı olsun diye geldiklerinde tutulurdu. Çukur bir kase içerisine doldurulan reçeller misafir sayısında çatalla birlikte çay tepsisinin üzerine konulup misafirlere tutulurdu. Çatalla reçelini alan misafir reçelini yedikten sonra çatalı tepsiye bırakırdı. Sadece turunçmu; bergamut, patlıcan, karpuz kabuğu, yeşil incir, ceviz reçeli yani evde ne varsa lokmalık ve sert olan reçeller tepsideki yerini alırdı.
Nerden mi biliyorum ananemin günlerinde o tepsiyi ben taşırdım. Ah çocukluğum...

Neyse efendim şimdi bu adetler yok artık kahvaltı sofralarında ikindi çaylarında başımızın tacı reçellerimiz.

Bu arada unutmadan kabuklarından rendelediğimiz kısmıda hiç bir zaman atmıyorum. Aynı limon kabuklarını sakladığım iki yöntemim gibi bu kabuklarıda buzluğuma kaldırıp pastalarıma kullanıyorum. Turuncun eşsiz aromasıyla harika tatlar ortaya çıkarıyorum. 

Limon kabuğu yöntemlerim için: 
http://pinarsedefunal.blogspot.com/2012/04/buzlukta-limon-rendesi-saklama-ve-limon.html

http://pinarsedefunal.blogspot.com/2012/04/limon-kabugu-nasil-saklanir.html



TURUNÇ REÇELİ
Malzemeler:
12 adet turunç
1 kilo şeker
4 su bardağı su
1 limon suyu

Arzuya göre karanfil (2 - 3 adet)

Yapılışı:Öncelikle turunçlarımızı yıkayıp kuruluyoruz. Turunç kabuklarının en dış yüzeyini çok ince bir tabaka halinde rende ile rendeleyelim yani kazıyalım. Dikkat edilmesi gereken tek nokta rendelerken tüm dış yüzeyi alırsanız turuncun aromasınıda tamamen almış ve sadece şekerli bir tatlı yemiş olursunuz. Rendelediğimiz turunçları büyüklüğüne göre kabuklarını altıya veya sekize bölerek dilimler halinde soyalım.

Ay şeklindeki dilimlerimizi rulo şeklinde kıvırarak hiç kullanılmamış, yorgan iğnesi dediğimiz uzun iğne ve beyaz iple iplere dizelim. Dizilen ipin her iki tarafını kolye şeklinde birbirine bağlayalım. Büyük bir kabın içerisine musluktan su dolduralım ve hazırladığımız turunçlu ipleri bu suyun içerisine yatıralım. Bu suyu bir gün içinde 4 - 5 defa değiştirelim. İlk döktüğümüz suların rengi turuncun acısından dolayı koyu bir turuncuyken sonraki sularda renk açılmaya başlar. Rengin açılması durduğunda yani rengi değişmediğinde suyun değişmesi işlemi tamam demektirki bu da 3 - 4 gün sürer. Bu işlemin sonunda da kabuklarımızı 15 dakika kadar kaynayan su içerisinde haşlayalım. Bu sırada ocakta başka bir tencerede şeker ile suyu eriterek şurup yapalım. Haşlanmış turunç kabukları ipleri ile kaynamakta olan şurup içine atalım (Arzuya göre karanfilide bu kısımda ekleyelim) pişirmeye devam edelim. Kabukları şeffaflaşıp parladığı zaman şurupta istenilen koyuluğa gelince şuruba limon suyu ilave edilerek 5 dakika daha pişirelim. Turuçlarımızı iplerinden çıkaralım. Ateşten indirincede sıcak sıcak temiz ve kuru kaplara dolduralım.




                                                                       AFİYET OLSUN. 





Hiç yorum yok :

Yorum Gönder