Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

5 Nisan 2012 Perşembe

LİMONLU KURABİYE

Okuduğum en güzel hikayelerden birtanesi...

ASLINI UNUTMA...

Bir zamanlar Ayaz adlı bir köle varmış. Takdir bu ya, köle bir gün Sultan Mahmud’un kölesi olmuş. Sultan, köleyi taşıdığı asil karakteri sebebiyle çok sevmiş. Derken Sultan’ın öylesine itimadını kazanmış ki, bütün sultanlığın haznedârı tayin edilmiş ve en kıymetli ve zarif mücevherler, taşlar ona emanet edilir olmuş. Bu gelişmeyi gören saraylılar ise durumdan pek rahatsız olmuşlar. Hasetleri ve kibirleri yüzünden, sözüm ona basit bir köleye böyle bir mevki verilmesini ve kendi rütbelerine çıkarılmasını bir türlü hazmedememişler. Bu duygular içinde, özellikle Sultan yakınlardaysa ondan gün geçtikçe daha çok şikayet etmeye başlamışlar ve asil ruhlu kölenin itibarını zedelemek için ellerinden geleni yapmışlar. Bir gün Sultan’ın huzurunda bir saraylının diğerine şöyle dediği duyulmuş:
- “Köle Ayaz’ın sık sık hazineye gittiğini biliyor musun? Onun mücevherlerimizi çaldığından adım gibi eminim.” Sultan kulaklarına inanamamış.
- “İşin aslını kendi gözlerimle görmeliyim” demiş. Duvara küçük bir delik yaptırıp, içeride olanları seyretmeye hazırlanmış. Kölenin sessizce içeri girdiğini, kapıyı kapattığını ve sandığa gittiğini görmüş. Orada sakladığı küçük bir bohçaymış bu. Bohçayı öpmüş alnına koymuş ve sonra da açmış. İçinden çıkan köleyken giydiği yırtık pırtık bir elbise! Aynanın karşısına geçmiş. Kendi kendine, “Daha önceleri bu elbiseyi giydiğin zamanlar kim olduğunu hatırlıyor musun?” diye sormuş.
- “Bir hiçtin sen... Hepsi hepsi satılacak bir köleydin ve Allah, Sultan’ın eliyle sana rahmetinden belki de hiç hak etmediğin nimetler lütfetti. Asla nereden geldiğini unutma! Çünkü mal mülk insanın hafızasını uçurur, unutuluşlara sürükler. Şimdi sen de, nimetçe senden aşağı olanlara kibirle bakma ve daima hatırla Ayaz, hatırla!” Sandığı kapatmış, kilitlemiş ve sessizce kapıya doğru yürümüş. Hazine dairesinden çıkarken birden Sultan’la yüz yüze gelmiş. Sultan gözlerini Ayaz’ın yüzüne dikmiş dururken, yanaklarından aşağı yaşlar süzülüyormuş ve boğazı öyle düğümlenmiş ki, konuşmakta güçlük çekmiş.
- “Bugüne kadar mücevherlerimin hazinedârıydın, ama şimdi... kalbimin hazinedârısın. Bana benim de önünde bir hiç olduğum kendi Sultanımın huzurunda nasıl davranmam gerektiği dersini verdin.”
ALINTIDIR.


LİMONLU KURABİYE

Malzemeler:
1 yumurta
½ paket margarin (125 gr)
1 çay bardağı şeker
3 su bardağı un
1 paket kabartma tozu
3 yemek kaşığı yoğurt
1 limonun kabuğunun rendesi
1 limonun suyu
1 çay kaşığı tuz

Üzeri İçin Malzemeler:
2 yemek kaşığı şeker
1 limonun kabuğunun rendesi

Yapılışı:

Derin bir kabın içine hamur malzemerimizin hepsini koyalım ve iyice yoğuralım. Hamuru tezgahın üzerine alalım ve uzunca bir rulo haline getirelim. Bir kabın içinde 2 yemek kaşığı şeker ile limon kabuğu rendesini karıştıralım. Bu karışımı tezgahın üzerine serpelim ve rulo halindeki hamuru yuvarlayarak bu karışımı hamura yedirelim. Rulodan bir parmak kalınlığında hamurlar keselim ve yağlanmış bir tepsiye veya yağlı kağıt serilmiş bir tepsiye birbirine değmeyecek şekilde aralıklı olarak yerleştirelim. Önceden ısıtılmış fırında 175oC de yaklaşık 30 dakika pişirelim.

                                                  AFİYET OLSUN.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder