Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

4 Nisan 2012 Çarşamba

BİRAZDA GÜLÜMSEYELİM


 AZRAİL
Kadının biri, 46 yaşındayken kalp krizi geçiriyor ve hastaneye kaldırılıyor. Ameliyat masasındayken, ölüme yakın, birden bir hayal görüyor. Azraili görüyor ve soruyor:
- Benim saatim geldi mi?
Azrail cevap veriyor:
- Hayır, senin daha 43 sene, 2 ay ve de 8 günün var.
Narkozdan uyandığında, estetik yaptırmaya karar veriyor. Yüzünü gerdiriyor, dudaklarını doldurtuyor ve de göğüslerini düzelttiriyor. Kısacası; “Yeniden doğmuş gibi” daha uzun bir süre yaşayacağını bildiği için şimdi, o kadar ameliyatın değdiğini düşünüyor. Son ameliyattan sonra, hastaneden tamamen yeni bir insan gibi çıkıyor. Tam karşıdan karşıya geçiyor ki, ambülans çarpıyor. Ölüyor.
Cennette Azrail'e soruyor:
- 40 seneden daha fazla yaşayacağımı sanıyordum! Neden o zaman bana o ambülansın çarpmasını sağlayıpta beni öldürttün?
Azrail cevap veriyor:
- Kız, Allah canını almasın ben seni tanıyamadım ya.
KİMİNLE?

Şehrin birinde bir kilise, havra ve cami birbirine komşu durumdadırlar. Zamanla papaz, haham ve hoca arkadaş olurlar. Üçüde kendi dinince ibadetini yaptırır, sonra biraraya gelip vakit geçirirler.Gel zaman git zaman, yaz aylarında avluda kağıt oynamaya başlarlar. İnsan bu ya azmaya görsün, bir süre sonra bu oyunları kumara dönüşür. Sonunda ihbar edilirler ve polis aniden baskın yapar. Hemen toparlanıp oyun kağıtlarını saklarlar, ama polis durumdan emindir. Komiser önce papazı sıkıştırmış,
"Sen din adamısın, yalan söylemek sana yakışmaz, söyle, kumar oynuyordunuz, değil mi?".
Papaz işin nereye varacağını kestirir ve inkâr eder. Komiser kararlıdır, kiliseden İncil'i getirtir,
"Öyleyse Mukaddes kitap üzerine yemin et." der.
Papaz bir kere hayır demiştir, şimdi itiraf ederse büsbütün kötü olacağını bilir. "Ne yapayım," diye düşünür, "Şimdi yalan yere yemin eder, sonra katedrale gidip günah çıkartırım, Allah affeder." der.
Elini kitaba basıp yemin edince, komiserin yapacak birşeyi kalmamıştır. Bu defa hocaya döner,
“Bak hoca efendi, bilirim ki sizin dinde yalan söylemek çok günahtır. İtiraf et; kumar oynuyordunuz, değil mi?"
Hoca düşünür, "evet" dese hem papazı ele vermiş olacak, hem de kendisi için durum iyi olmayacaktır. "Papaz bizden daha kıdemli, inkar ettiyse bir bildiği vardır. Arkadaş uğruna işleyeceğim bu suçu Allah elbet affeder." diye kendini avutup, basar yemini. Sıra hahama gelmiştir. Komiser bu son kozu da kaybetmek istemez. Bütün hışmı ile hahama döner ve:
"Söyle Haham efendi, sakın inkâr etme, kumar oynuyordunuz, değil mi?" Haham ellerini kaldırır, papaz ve hocayı işaret eder,
"İyi de komiser bey, kiminle?"
CENAZE Mİ? BAYRAM NAMAZI

Birgün Temel'in abisi ölür. Hiç cenaze namazı kılmayan Temel, cenaze namazı kılınırken namazı kılamaz ve bir köşede oturur.
Bunu gören Dursun Temel'e:
- “Ula Temel sen niye cenaze namazı kılmıyorsun?” diye sorar.
Temel:
- “Ben cenaze namazı kılmayı bilmiyorum.” der.
Aradan 2 hafta geçer. Temel'in kaynanası ölür..Cenaze namazında cemaat Temel'i ön safda namaz kılarken görür. Namaz sonunda
Dursun Temel'e:
- “Ula Temel sen hani cenaze namazı kılmayı bilmiyordun?” diye sorar.
Temel!in cevabı:
-Haçen bu cenaze namazı değildir ki, bayram namazıdur daaa.

BİZİMKİ
Dul bir adamla dul bir kadın evlenirler. Bunların önceki evliliklerinden birer çouğu vardır. Evlendikten sonra bir çocukları olur.
Çocuklar bir gün bahçede oynarlarken kavgaya tutuşurlar. Evin penceresinden durumu farkeden hanım eşine bağırır.
- Bey çabuk gel, çocuklar kavga ediyor.
Adam seslenmiş:
- Kimle kim kavga ediyor?
Kadın cevap vermiş:
- Seninki ile benimki bir olmuş bizimkini dövüyorlar.
YAVAŞLA
Temel otobanda gaza basmış, gidiyormuş... Yoldaki bir tabelada: "YAVAŞLA 80 km" yazdığını görünce Temel hızını o an 80'e indirmiş.
Az sonra bir tabela daha: "YAVAŞLA 60 km" Temel'de 60'a inmiş.
Yola devam ederken yeniden bir tabela görmüş: "YAVAŞLA 40 km" Temel'de "Yolda çalışma var galiba." diye düşünmüş ve hızını 40'a düşürmüş.
25 km sonra yine bir tabela: "YAVAŞLA 15 km" Temel talebaya uyarak hızını 15 km'ye düşürmüş. Artık yolun en sağından tıngır mıngır gidiyormuş. Ama meraktan da çatlayacakmış. Uflaya puflaya bir saat daha gittikten sonra yeni bir tabela görmüş:
"YAVAŞLA'YA HOŞ GELDİNİZ."
BİR DAKİKA

Adamın biri uçakla ilk defa Parise gidecektir. İşlerini planlamak için uçak yolculuğunun kaç dakika süreceğini öğrenmek ister. Hava yollarını arar. Görevliye İstanbul – Paris arasının uçakla ne kadar sürdüğünü sorar. Görevli tarifeye bakmak için, “Bir dakika efendim.” deyince, adam da, “Teşekkür ederim.” deyip telefonu kapatır.

HUZUR EVİ
Huzur evinde yaşayan üç yaşlı kadın korku içinde Azrail gelirse canımızı alırsa diye düşünüyorlarmış. İçlerinden biri: 

- "Buldum. Bebek takilidi yapalım. Bizi bebek sanıp gider." demiş.
Diğerleride onaylamış.
Ve bir gece beklenen Azrail gelmiş. Yaşlı kadınlar da Azrail'in geldiğini anlamış. Kadınlardan biri "mammaa" diğeri "ıngaaa" öteki "anneee" demiş.
Azrail'de:
"Hadi bakalım hanımlar HADİ BAKALIM ADDAAAA." demiş.

YİNE BEN, YİNE BEN!
Kamyon şöförü, son model bir otomobile arkadan vurur. Binbir dil dökerek kendisinin fakir olduğunu, kamyonda şöför olarak çalıştığını söyler ve af etmesi için yalvarır. Otomobil sahibi, şöföre acır ve zararı ödetmekten vazgeçerek yoluna devam eder.

Aksilik bu ya, kırmızı ışıkta durmaları lazım gelir. Fakat kamyon şöförü arkadan aynı otomobile tekrar vurur. Otomobil sahibi kızgın bir şekilde kamyona doğru yaklaşırken, bizimki kafasını pencereden uzatıp der ki:
- Devam et abi! Yine ben, yine ben!...
ALINTIDIR.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder