Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...

3 Nisan 2012 Salı

BİRAZDA GÜLELİM


FADİME'DEN E-POSTA...
Şubat ayının soğuk günlerinde, ikisi de Amerika'nın değişik bölgelerinde, ayrı ayrı iş gezilerinde olan Dursun 'la karısı, Florida'da buluşup yaz sıcaklarının yaşandığı bu bölgede, bir kaç gün geçirmeye karar verirler.

Eşi, Dursun' dan önce gider Florida'ya ve ertesi gün için Dursun'a da yer ayırttıktan sonra, ona bir e-posta gönderir. Fakat mesaj, adreste bir harfi yanlış yazdığı için, Dursun yerine, bir gün önce karısı ölen Temel'e gider. Yaşı da epeyce ilerlemiş bulunan Temel, bilgisayar ekranında mesajı okuyunca, korkunç bir çığlık atar ve düşüp bayılır. Zaten çok üzgün olan Temel'in bu çığlığı üzerine ev halkı odaya dolar ve herkes yerde yatan Temel'e yardım için koşuşturmaya başlar.

Temel, bir süre sonra kendine gelir ve niçin çığlık attığını soranlara, bilgisayar ekranını gösterir:

"Sevgili Kocacığım,
Bugün, buraya ulaşır ulaşmaz, önce yarın senin gelişinle ilgili tüm işlemleri tamamladım, sonra da bana ayrılan yerime yerleştim. Burası gerçekten de dedikleri gibi çok sıcak... Seni dört gözle bekliyorum..." (Karın)

BABA BİZ NASIL OLDUK?
Çocuğun biri babasına sormuş :
- Baba biz nasıl olduk?
Baba cevap vermiş:
- "Maymunlardan türeye türeye biz olduk." demiş.
Tabi çocuk babasının lafına inanmamış, annesine:
- Biz nasıl olduk? demiş. Annesi,
- "ALLAH Adem babayla Havva annemizi yaratmış nesilden nesile biz olmuşuz." demiş.
Çocuk:
- Ama babam maymunlardan türeye türeye biz olduk; dedi.
Anne cevap verir:
- O babanın sülalesi bizi ilgilendirmez.
İŞTE KADIN ZEKASI
Bir kadınla bir adam ayrı ayrı arabalarında giderlerken çarpışırlar. İkisinin de arabası mahvolur ama şans eseri ikisi de hiç yara almadan kurtulur.
Arabalarından sürünerek çıkarlar ve kadın adama bakıp:
-"Çok ilginç! Sen erkeksin ben de kadın. Arabalarımız mahvoldu ama ikimize de hiçbir şey olmadı. Bu belki de tanışıp, dost olup, hayatımızın sonuna kadar huzur içinde birlikte yaşamamız için bir
işarettir." der.
Müthiş¸ heyecanlanan adam: "Evet, galiba haklısın!" diye cevap verir şaşkınlıkla.
-"Bak, arabam hurdaya döndü ama bir şişe şarap sapasağlam. Bu kesin bir işaret. Bu şarabı içip şansımızı kutlamalıyız." diye devam eden kadın, şarap şişesini adama uzatır.
Adam şişeyi alır, açar ve yarısını içip kadına verir. Kadın hemen şişenin mantarını kapatıp adama geri uzatır.
Bunun üstüne adam sorar:

-"Sen içmeyecek misin?" Kadın cevap verir:
- "Hayır ben polisi bekleyeceğim."

PADİŞAH ve KAYSERİLİ

Padişahın biri,
- Bana yalan söyleyebilene bir küp dolusu altın vereceğim! demiş.
Yalancılar, hemen saraya koşuşturup başlamışlar yalana;
- Bir kuş, aslanı kapıp yuvasına götürdü.
- Bunun neresi yalan?.. Kuş kartaldır, arslan da kuzu kadar minik bir yavru. Kaptı mı götürür tabii!
- Komşu ülkede bir eşeği kral yaptılar!
- Ülkenin kralı, pencereden bakınırken tacını düşürmüş. Taç da pencerenin altındaki eşeğin başına geçmiş.
Taç kimin kafasındaysa, kral odur tabi!
- Padişahım, ben gökyüzüne bir ok attım. Altı ay sonra geri döndü!
- Senin ok bir ağacın üstüne düşmüştür. Ağaç, sonbaharda yapraklarını dökünce, takılacak yer bulamayıp yere inmiştir.
Böylece padişah, her yalana gerçek bir bahane bulmuş ve kimse padişaha bu yalandır dedirtememiş.
Ama bir gün bir Kayserili gelmiş;
- Padişahım, sen benim babamdan borç olarak bir küp dolusu altın almıştın. Şimdi geri almaya geldim. Yalandır dersen ödülümü ver. Yalan değil dersen borcunu öde!

BAŞKA KİMSE YOK Mİ?
Temel, bir gün tarlasından eve dönmektedir. Karadeniz bölgesinin sarp arazisindeki patikada ilerlerken, birden ayağı kayar ve yüzlerce metre derinlikteki uçuruma yuvarlanır. Can havliyle, uçurumdaki bir ağacın dalına tutunur. Aşağıya bir bakar ki, metrelerce derinlikte ve dibinde de sivri sivri kayalar. Belki duyan olur da onu kurtarmaya gelir diye avazı çıktığı kadar bağırır:
-Kimse yok miiii?
Bir kaç kere daha bağırır. Sonunda, yukarılardan, gökten bir ses duyar:
-Ey kulum Temel! Düşüp ölsen ne var ki? Seni cennetime koyarım. Eğer emirlerimi yaptıysan, yasaklarımdan kaçındıysan, kul hakkı yemediysen hiç korkma!
Temel şöyle bi düşünür, emirlerden hemen hiçbirini yapmamış, yasakların neredeyse tamamını yapmış, kul hakkında ise sadece Fadime'nin hakkını bile ödeyemez. Başını kaldırıp, çaresizce tekrar bağırır:
-Başka kimse yok miiii?
SAĞIR KİM?

Temel doktora gitmiş:
- Doktor bey, bizim Fadime sağır herhalde, sorularıma cevap vermiyor.
- Karınızın sağırlık derecesini ölçelim. Siz bir soru sorun, duymaz ise beş adım yaklaşıp soruyu tekrarlayın. Gerekirse beş adım daha yaklaşın ve soruyu yine tekrarlayın. Ne kadar mesafede duyuyor bilelim.
Temel, deneme yapmak için eve gittiğinde Fadime'yi yemek yaparken bulmuş:
- Karıcığım bugün yemekte ne var?
Ses yok... Beş adım yaklaşıp bir daha sormuş. Yine ses yok... Bir beş adım daha yaklaşıp yine sormuş:
- Fadime kız sana diyorum, yemekte ne var?
- Bak Temel, dördüncü kez söylüyorum, yemekte hamsili pilav var...
EINSTEIN VE ŞÖFÖRÜ

Einstein bir çok yerde konferanslar vermişti. Bu konferanslara özel şöförün kullandığı bir otomobille gidiyordu. O konferans verirken şöför de dinleyiciler arasında oturarak onu dinlerdi. Bir gün yine bir yere konferansa gidiyorlardı. Bir aralık şöför;
- Dr Einstein.... Sizi o kadar uzun zamandır defalarca dinledim ki artık yapacağınız konuşmayı kelimesi kelimesine biliyorum.
Yaşlı adam pası almıştı.
- Pekala... Şimdi gitmekte olduğumuz yerde beni tanımazlar. Palto ve şapkalarımızı değişelim ve sen konuş.
Gittikleri yerde şöför konuştu. Gerçekten de dersini iyi çalışmıştı. Biri çıkıp da daha önceki konferanslarda sorulmamış bir soru soruncaya kadar sorular kısmını bile başarıyla götürüyordu. Yine de bozuntuya vermedi:
- "Böyle basit bir şeyi sormanız gerçekten çok garip, şimdi arka sırada oturan şöförümü çağıracağım ve size cevap vermesini söyleyeceğim."
KİMSE YOK MU?

Sarhoşun biri çok içki içer eve gelincede evdekileri döver, sövermiş, komşuları bu durumdan hiç hoşnut olmasalarda, yapacak bir şey olmayıncada, çaresizliklerine yakınırlarmış.
Yine bizim ki bir güzel içmiş gece eve dönerken belediyenin açmış olduğu çukura düşmüş. Ne yapmışsa bir türlü düştüğü çukurdan çıkamayınca başlamış bağırmaya.
KİMSE YOKMUUUU??? KİMSE YOKMUUUU??? Bu sesi duyan komşularından biri hemen sese doğru koşmuş birde ne görsün, kuyunun içinde sarhoş komşusu. Komşusu; bak demiş seni burdan çıkarırım amma şartlarım var.
1 artık içki içmeyeceksin.
2 evine saatinde gelip gideceksin.
3 çocuklarına hanımına zarar vermeyeceksin, söz ver şimdi seni çıkarayım. der.
Sarhoş komşusunun bu şartlarını dinledikten sonra başlamış avazı çıktığı kadar bağırmaya. ULAAAA BAŞKAAAA KİMSEEE YOKMUUUUUUUU???


ALINTIDIR.

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder